Tâlib er-Rifai | Balonlar

Talib er-Rifai

Talib er-Rifai

Arapçadan Çeviren: Mehmet Hakkı SUÇİN

1

Kızımın okuldan çıkışını beklerken içimde garip bir his vardı. Kızlar, oğlanlar okul çantalarını sırtlamış, yürüyorlardı. Göğüs kafesleri yükselmiş, karınları şişmiş, tuhaf bir şişmanlığa teslim olmuşlardı. Bu sırada küçük kızımın adımlarını takip ediyordum. Ansızın, hastalık derecesinde bir şişkinliğin kızımın bedenini sararak ağırlaştırdığını ve yürüyüşünü yavaşlattığını fark ettim.

2

Arkadaşlarla birlikte divaniyede[1] oturuyorduk. İspanya futbol liginin bir maçını izliyorduk. Akşam yemeğini bitirdiğimizde Ebu Abdulkerim’in göbeğinin dişdâşesinin[2] altının şiştiğini fark ettim. Onu bu halde görünce, dostum Ebu Câsim’in ofisinde gördüğüm son görüşmemizi hatırladım. Beni uğurlamak için ayağa kalktığında göğsünün kabarması dikkatimi çekmişti.

“Maşallah, yağlanmaya başlıyorsun,” dedim.

“Eh, refahın gözü kör olsun!” dedi ne demek istediğini anlayamadığım bir ses tonuyla.

3

Evimizin yakınındaki banka şubesine gittim. Bireysel İşlemler yetkilisinin yanında bulunduğum sırada sinirleri tepesinde olan bir adam içeri girdi. Selam vermeksizin, titrek elindeki evrakı işlem için yetkiliye uzattı. Yetkili, kibarca bir işaretle,

“Biraz bekler misiniz efendim?” diye rica etti.

Adam birden öfkelendi. Tehditkâr bir ses tonuyla bağırdı:

“Bir dakika bile beklemeyeceğim.“

Adamı izlemeye devam ettim. Onun da bedeni dişdâşesinin altından kabarıyordu. Adam yetkiliye sert çıkıştı:

“İstesen de istemesen de bu işlemi hemen yapacaksın!”

“Ama beyefendi.”

“Kapa çeneni! Kim olduğumu bilmiyorsun.”

Adamın bedeni kabardıkça kabardı. Gözbebekleri büyüdü. Yüzü bir küreye dönüştü. Dişdâşesi yırtılıp parçalandı. Yerden yükseldikçe yükseldi. Sonunda büyük bir patlamayla havada infilak edip sanki hiç yokmuşçasına ortadan kayboldu.

Şaşkınlıktan küçük dilimi yuttum. Olup bitene inanamadım.

“Boş verin beyefendi, işimize dönelim,” diyen sesle kendime geldim.

4

Ofisime geldiğimde adamın patlama sesi hâlâ kulaklarımdaydı. Zihnim karmakarışıktı. Sekreterin, Neval’in geldiğini haber vermesiyle zihnimi biraz toparladım. Neval’e olan hayranlığım üniversite yıllarına dayanıyor. Çekici bedeni, derin bakışları ve tatlı huyuyla hatırlıyorum onu. Makam koltuğuna oturarak kendime çekidüzen verdim. Gutre[3] ve igalimi[4] çıkardığımdan emin oldum. İçeri gelmesine izin vermeden önce kendime parfüm sıktım. Neval’i karşımda bulduğumda dehşet içindeydim. Aman Allah’ım, yuvarlanan bir varile dönüşmüştü!

İki kişinin yerini işgal edecek şekilde koltuğa oturdu. LV marka çantasını nasıl havalı bir edayla yanına koyduğunu fark ettim. Parmağı pırıl pırıl parlayan elmas yüzüğünü zor taşıyordu. Elmas kakmalı Schubart saati bileğini sıkıyordu.

Kabarmaktan kaybolmaya yüztutacak kadar küçülmüş ağzıyla konuşuyordu. Dahası, beni tedirgin edecek biçimde açık bir küçümsemeyle konuşmasından dolayı şaşkındım. Hayretler içinde, üniversite yıllarından kalan imajını gözümde canlandırarak şişinmelerini dinliyordum.

Ofisten ayrılınca; beni ürküten bir tayfın geçişinin ardından aynayı kaptım, yüzümdeki çizgileri dikkatle incelemeye koyuldum:

“Neden etrafımdaki herkes kabarıyor?” diye söylendim.

5

Eve dönüyordum. Kırmızı ışıkta durduğum sırada havada sürekli şişen bir adamın imgesi gözümün önüne geldi. Bir süre sonra kollarını açıp havada şiştikçe şişti. Gözlerime inanamayarak arabanın camından dışarıya baktım. Fakat ışık yeşile dönüşünce arkamdaki klakson seslerinin tonu arttı. Hareket edip müsait olan en yakın yerde alelacele arabadan indim. Her tarafa baktım ama sanki hiçbir şey olmamıştı. Bu sırada farklı farklı giyimleriyle bir grup insan geçti yanımdan. Gizli bir rüzgâr elbiselerini dolduruyor, balon gibi şişiyorlardı.

6

“Bugün balon bir adam gördüm. Yolumu kesti. Sonra da uzayın boşluğunda kayboldu,” dedim karıma öğle yemeği sırasında.

“Hayatım gözlerini bir muayene ettir,” dedi gülümseyerek. Ardından ekledi:

“Ha aklını da unutma!”

Bankadaki hikâyeyi anlatmadım ama ağzımdan şu sözler çıkıverdi:

“Bazı insanlar neden balon gibi şişiyor?”

Sorunun yankısı kafamın içini kemirip durdu. Ebu Abdulkerim’i, Ebu Casim’i, bankadaki adamı düşündüm. Neval’in kollarını açıp havada uçan bedeni canlandı gözlerimde.

7

Bu sabah arabamla ofisime doğru yavaş bir hızla giderken, gözlerim gökyüzünü taradı. Bir şeyler görmeyi ümit ettim fakat nafile!

Ofisime girdim. Yönetim ve personelle ilgili yazışmalara daldım. Bir yandan da telefonlara cevap verdim. Saat on buçuğu geçiyordu. Yirmi üçüncü kattaki ofisimin penceresine doğru kafamı kaldırdığımda gördüğüm manzarayla şok oldum ve öylece kalakaldım. Havada balon şeklinde kadınlar, erkekler ve çocuklar uçuyordu. Bedenlerinden renkli şeritler aşağıya sarkıyordu.

Korkudan tir tir titredim. İnsanlardan oluşan renkli balon bulutları gökyüzünü kaplamıştı. Aşağılara sarkan renkli şeritleriyle bazıları zaman zaman patlayıp yok oluyordu.

Koltuğumdan kalkmaya çalıştım. Fakat kolunda, yüzünde aptalca bir tebessüm olan balondan bir kızı taşıyan balondan bir adam, pencerenin camının arkasından anlam veremediğim hareketlerle bana işaret ediyorlardı.

Kuveyt, 09.07.2006

Talib er-Rifai Kuveytli romancı ve kısa öykü yazarı. 1958’de doğdu. Aralarında Zillu’ş-şems (Güneşin Gölgesi), Hakâyâ Ramliyya (Kum Öyküler), Kelimâtu Semar (Kelimelerin Muhabbeti), es-Savb (Giysi), Sarikât Sagîra (Küçük Hırsızlıklar)’nın olduğu birçok esere imza attı. 2002 yılında Râ’ihatu’l-Bahr (Denizin Kokusu) romanıyla Kuveyt Devleti Edebiyat Ödülü’nü aldı. er-Rifai, eserlerinde özelde Kuveyt genelde Körfez toplumunun psiko-sosyal travmalarını trajikomik çarpıcı bir üslupla ele almaktadır.

Kaynak: Kurgan, Yıl: 2, Sayı: 8, Temmuz-Ağustos 2012


[1] Divaniye: Körfez ülkelerinde erkeklerin özellikle geceleyin toplanıp sohbet ettikleri, yiyip içtikleri toplantılar ve bu toplantıların yapıldığı yerler. (ç.n.)

[2] Dişdâşe: Körfez ülkelerinde geleneksel erkek entarisi.  (ç.n.)

[3] Gutre: Arap erkeklerinin örttükleri geleneksel başörtüsü.  (ç.n.)

[4] İgal: Özellikle Körfez ülkelerinde erkek başörtüsü gutreyi tutturmak için kullanılan silindir şeklinde geleneksel aksesuar. (ç.n.)



Kategoriler:Öykü

Etiketler:, , , ,

2 replies

  1. Merhaba Üstadım
    kalemine sağlık, keyifli bir hikayeydi.
    Üstadım kusura bakmazsanız dikkatimi çeken küçük bir hatırlatma;
    5 nolu bölümde “Yanımdan farklı elbiseler giyen bir grup insan yanımdan geçti.” ifadesinde “yanımdan” kelimesi mükerrer gibi görünüyor.
    Selam ve saygılarımla.
    Faruk ÇİFTÇİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: